Son yıllarda yabancı sermaye Türkiye Cumhuriyeti tahvillerine özel bir ilgi duymaktadır bunun nedenini inceliyelim.
Öncelikle Amerika’dan bir yatırımcı ele alalım, bu yatırımcımızın 1 milyon dolar Türkiye’ye yatırım yapacağını ve bunu da devlet tahviline yatırıcağını varsayalım, yatırım yapacağı zaman ülkemizde dolar paritesinin 1.5 olduğunu varsayalım yani yatırımcımızın şu an 1 milyon 500 bin Türk Lirası bulunmaktadır. Bu parayı tamamen devlet tahvili alarak değerlendirdiğini düşünürsek senelik %10 kadar bir oranla 1 sene sonunda 1 milyon 650 bin Türk Lira’sına sahip olacaktır. 1 sene içinde dolar paritesinin 1.4 e düştüğünü varsayalım ki bu bizim ülkemizde çok fazla olan bir durumdur, şimdi göreceğimiz şey doların 0.1 düşüşünün ülkemize negatif etkileri; dolar 1.4 olduğunda 1 milyon 650 bin Türk Lirasını dolara çevirdiğinde 1 milyon 178 bin dolar paraya sahip olacak yani %17.8 ‘lik bir kara sahip olacak, Amerika’da faizler yarım puan iken burada ki kar onlar için inanılmaz bir miktarda, peki bu para kimden çıkıyor?
Tabi ki çok zengin olan Türk halkından.
Berkay ULUYURT – Hacettepe Üniversitesi Ekonomi Öğrencisi






Günümüzde ham petrolün varil fiyatı diğer bütün ihtiyaçlarımızın maliyetini etkiler halde. Petrol fiyatı arttığı zaman en basitinden bir ürünün bize gelmesi için ödediğimiz ve ürün fiyatı içinde olan nakliye ücreti artmaktadır. Bu küçük etki bile petrolün varil fiyatını önemli kılmaktadır. Bizler kimya mühendisleri olarak bu fiyatları yakından takip etmeliyiz, böylece olabilecek dalgalanmaları daha önceki yılların verilerinden yorumlayabiliriz.
Populer Science dergisinin Temmuz 2009 sayısında kapak konusu “Power Plan” başlıklı Enerji Planı idi. Araştırma sadece Amerika’yı kapsıyor ancak yine de 2050 yılında günümüze göre ne kadar enerji gereksinimimiz olacağını göstermesi açısından önemli.



